[ Web Mail ]
Güzelsu
Beni Hatırla
» Yeni Kullanıcı Kaydı
» Şifremi Unuttum
0 üye, 0 ziyaretçi bağlı durumda

Adı Güzel Kendi Güzel Bir Bucak: Güzelsu

Gönderen: Bilge Karabacak @ 2005-03-20 23:34:04

Yazan: Mustafa Çancı

Akseki Dergisi, Yıl:1 Sayı: 5 Kasım 1967

Antalya’dan Akseki’ye gelirken Cemer köyünü geçince başlayan Kandilce virajlarının bitiminde doğuya doğru ayrılır bizim Bucağın yolu. 13 km. lik yolun nihayetinde kurulmuş Güzelsu.
Tarihi hakkında Sayın Kemal Özkaynak’ın “Akseki” isimli kitabındakinden fazla bir bilgiye sahip değiliz.
Eski ismi olan Sülles’in kumandan Silyas’ın ismine izafeten verildiği söyleniyor. 90 müslümanla 49 hristiyan aile barındırıyormuş ilk zamanlarında köy. Etraf köyler halkının bize “Dönme” demelerine sebep bu olsa gerek …
1328 yılında bucak merkezi haline getirilmiş. 1936 senesinde Gündoğmuş kaza olunca köylerinin çoğunu almış.
Güzelsu ismi, yakın zamanda rahmetli Ahmet Hamdi Akseki’nin delaleti ile suyuna izafeten verilmiş.
Onikibin beşyüzüncü metredeki bucağın göründüğü sırta “Belenyakası” denir. Belenyakası’na vardığın zaman meyilli bir arazi üzerine kurulan, kuzeyi sedir ormanları ile kaplı, güneyi Akdeniz’e açık, günün ikindi saatlerinde denizin ve seyrine doyum olmayan “grup”un temaşa edildiği Bucağı bütün güzelliği ile görürsün. Girişindeki çeşmelerden itibaren yolun iki tarafına dikilmiş dut ağaçları, gelen yabancıların imrendiği manzaralardan biridir.
Bucağa girince ikinci olarak göze çarpan, kendi çapında haşmetli camimizdir. Yüzotuz bin liraya, dışarıdaki hemşehrilerimizin yardımı ile yaptırdığımız bu eser, içi ve bahçesi ile görülecek güzelliktedir.
Camimizi geçince Güzelsu’yumuza varılır. Üç “kurna”nın kışın ılık, yazın buz gibi şırıl şırıl aktığı, Bucağımıza ismini veren suyumuzdur bu … Önündeki kavak ve çınar ağaçlarının gölgelediği parkı; bu sene yapılan 270 tonluk havuzu ile çok güzel dersem mübalağa yapmış sayılmam; görenler Allah için söylesin … Önü sebze ve meyva bahçeleri ile yeşillenen parkımız yazın çay bahçesi olarak kullanılır.
“Ter” nedir bilmeyiz biz burada. Yazın sıcak günlerinde akşamları ceketsiz oturmak her yiğin harcı değildir …
Yüzelliye yakın Güzelsu’nun hane sayısı. Nüfusu kışın 500, yazın ise 1500’dür. Bilhassa son senelerde dışarıya olan akın boşalttı evleri. İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Konya, Salihli, Aydın şehirlerinde çok rastlanır Güzelsu’luya.
Güzelsu’nun bütün sokakları taş döşemeli ve kaldırımlıdır. Tümünden motorlu vasıta geçer sokaklarının.
Zenginlerimizin çoğundan memnunuz. Bilhassa şimdiye kadar Bucağımıza yüzbin liranın üzerinde yardım yapan, Konya’da kalıpçısı muhterem Hacı Mehmet Kişioğlu’nu ve İstanbul’da Besler Bisküvi ve Çikolata Fabrikası’nın sahipleri Fehmi ve Sami Besler beyleri ismen anmadan geçemeyeceğim.
Bucakta okul çok eskiden var. Başta merhum Ahmet Hamdi Akseki olmak üzere bir çok değerleri vardır bucağımızın. Çoğu Antalya mıntıkasında çalışan altmışa yakın öğretmen ve muhtelif okullarda okuyan yüzü aşkın talebe mevcut Güzelsu’dan.
Buğday, akdarı, burçak, nohut, mısır, incir, üzüm, nar, ayva, elma, armut, zeytin, şeftali, domates, patlıcan, biber, salatalık, patates, soğan, lahana, fasulye yetişir. Bilhassa narı ve lahanası, pekmezi meşhurdur. Salatalığa bıçağı dokundurunca kendiliğinden yarılışını görseniz ürünlerinin tadını daha yemeden anlarsınız.
Kıl keçisi, merkep, koyun, öküz gibi hayvanlar beslenir. Halkının geliri en fazla kıl keçisindendir.
Meselelerinin birkaçı halledildi geçen yaz. Sulama havuzu, P.T.T. si, halen yapımına devam edilen tazyikli suyu ve yolunu sayabilirim bunlardan. Bucak için bazı gayelerimiz var: İkinci Alanya – Akseki yolunun buradan geçmesi; Çaltılıçukur mevkiindeki yer altı suyunun çıkarılarak elektrik ve sulamada kullanılması; Bucağın Turizm Bakanlığı tarafından tatil ve yayla köyü seçilerek gereken tesislerin kurulmasını sağlamak; Bucakta bir çimento fabrikası kurulması için çalışmak .. Bütün bunlar ilk anda gerçekleşmesi zor gibi görünen işler; ama yerin müsaitliğine bakılınca hiç de zor olmayan şeyler …
Güzelsu’ya her gidişimde Belenyakası’ndan görünce, değerli Şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in bir kıtası aklıma gelir; kendi kendime mırıldanırım:
Dökülür köpüklü sular yarından,
Baharlar yaratır kışın karından,
İçenler sihirli pınarlarından,
Şöyle bir silkinir ceylan olurlar …

 
 
Favorilerime ekle | Giriş Sayfası Yap | Site Haritası | Site İlkeleri