[ Web Mail ]
Güzelsu
Beni Hatırla
» Yeni Kullanıcı Kaydı
» Şifremi Unuttum
0 üye, 0 ziyaretçi bağlı durumda

Şiirlerde Güzelsu

Gönderen: Hakan Karabacak @ 2005-03-16 19:00:24

Hemşerilerimizin yazdığı şiirler ...

Güzelsu
Torosların eteğinde Akdeniz’i seyreden
Bir cennetsin her şeyinle Güzelsu
Gelmiş geçmiş her görmüşün dilinde
Torosların yeşil köşkü Güzelsu

Adına has bir su fışkırır buz gibi
Görülmeye değer bir diyarsın ki sen
Sanki doğan bir gelinlik kız gibi
Finalistsin Toroslarda Güzelsu

Yeşillikler arasında çevrili parkın
Sen varsın kalplerde, unutulmayan hep sen
Kış ,yaz durmadan dönen bilgi,ilim çarkın
Akseki’ye kuvvet veren Güzelsu

Bölük, bölük sabah dağa giden sürüler
Her mevsimde pınarların garip, garip iniler
Tüm bunlar ki güzelliğin ispata değer
Balolar ülkesi,cennet köşkü Güzelsu

İsmail ÇOLAK

Güzelsu Şiiri Mustafa Çolak tarafından 18 Haziran 2005 tarihinde Mustafa Çolak tarafından siteye eklenmiştir.

Bahadır
Yine seni görüyorum uzaklardan
Gözlerim kapalı
Sırtımda bir heybe ilerliyorum.
Radyom yedi telliden vuruyor uzun, uzun
Bir su içiyorum ilk sudan, Biladancık
Kalbimde bir hırs, bir hasretlik var.
Geçmiş günler canlanır kalbimde, hep yaralı
Seni görüyorum uzaklardan
Gözlerim kapalı

Yoruluyorum, dinlenmek daha da yorgunluk
Sana kavuşmak bir dakika olsa arzum
Burası Kapı, biraz daha Körce, Çataloluk
Yedi kavşağın Çataloluk
Torbamı çıkarıyorum, ik yumurta, tuz, helva
Kuruyan ekmeklerimi ıslıyorum suyunla
Satıma bakıyorum kırk beş dakika olmuş çıkalı
Seni görüyorum uzaklardan
Gözlerim kapalı

Heybemi alıyorum, yönüm kuzeye
Tatlı bir meltem karıştırıyor saçlarımı
Viran olmuş Manavul obaları içinden
Tırmanıyorum Katran Yokuşuna, soluk soluğa
Son adımını atıyorum yokuşun
Kuş kadar hafif oldum sanki
Bir uçtan bir uca uzanan Evlek, ne orman ne çalı
Seni görüyorum uzaklardan
Gözlerim kapalı

Bir sigara telliyorum Şimşirlide
Akciğerlere nikotin değil, Karaciğerlere bal veriyorum
Yine kalbimde o düşünce
Bu yerlerde yaşayan dert görmez derlerdi
Kolay değil kabullenmemek görünce
Yokuşun büyüğüne doğru yolum.
Arkamda kaldı bir uçtan bir uca Gedefe Dağı
Seni görüyorum uzaklarda
Gözlerim kapalı

Asfalt gibi geldi yokuş bana beş dakika
Eşek koyağına devrildim usul,usul
Nimeti çıktı yaylamın önüme derinlerde
Pırıl pırıldı, gel diyordu; ama uzaktı.
Biliyorum katran teknesinin taşlarında var
Şıp şıp ediyor gece gündüz uyumadan
O ki yaylamın hem tuzu, hem de yağı
Seni görüyorum uzaklardan
Gözlerim kapalı

Burası Yoz yatağı, çoban yaylası
Ne insanlar eskitmiş bağrında uzun yıllar
Eresieyriği, gözet kulesi yaylamın
Şu Aksivri, şu Kızılkuşak, o Karasay
Aynı duruyorlar dedim, yakın olmamışlardı.
Bir süre seyrettim ince,ince
Gücüme göre bir uzun hava ağzımda, yaralı yaralı
Seni görüyorum uzaklardan
Gözlerim kapalı

Durulacak zaman değil kalktım.
Saluçtu, Tuz taşı, derken birinciye ulaştım
İkincinin şanı daha büyük Asıkdibinden
Bir ses duyuyorun uzaklardan, çocuklardan
Diken diken oluyor tüylerim
Köycü kümeli diyorlar, eteği de yamalı
Seni görüyorum uzaklardan
Gözlerim kapalı

Belen başı, düzlük ve obam.
Hoşbeşler, havadisler, öbür dünyadan geldimcesine
Bir su içiyorum, buzdolabı şöyle dursun
Bir karlı yoğurt çarşın kokulu
Unutuyorum bütün dertlerimi
Yorgunluk uykusu, oh dünya varmış
Artık köylü değilim, bende yaylalı
Seni görüyorum uzaklardan BAHADIR
Gözlerim kapalı

İsmail ÇOLAK

Bahadır Şiiri Mustafa Çolak tarafından 18 Haziran 2005 tarihinde Mustafa Çolak tarafından siteye eklenmiştir.

Güzelsu Bucağı
Gücendik doğrusu Şemsi bey size,
Kalemi aldırdın böylece bize.
Akseki'yi adım adım dolaşırken siz
Güzelsu'dan neden söz etmediniz?

Uğramadın belli ki Güzelsu'ya,
İçmedin suyundan hem doya doya.
Orayı da biraz Öğrenmeliydin,
Hiç değil adını söylemeliydin.

Havası ve suyu sağlığa yeter,
Orda ne gam kalır ve ne de keder
Sıcaktan bunalan bir çok kişiler
Yaz gelince oraya akın eder

Yaz boyunca nüfus olur iki kat,
O mevsimde çifte yorgan ile yat.
Ayva ve narını pazarlarda sat
Güzelsu'da başka, çok başka hayat.

Çınarlar altında şirin parkı var.
Havuzundan sular her an şırıldar.
Yorgunları dinlendiren o yerde
Şifa vardır belki de binbir derde

Güzelsu'da yetişti bir çok âlimler,
Hepsi de cihana yaydı ilimler.
Onlardan sizde hiç izlenim yok mu?
Oraya bir selam acaba çok mu?

Diyanet işlerine başkanlık eden
Sayın Ahmet Hamdi Akseki beyden.
Büyük eserleri herkes tanıyor
Onu müslümanlar her an anıyor.

Ahmet Hamdi beyi tanıyan çoktur,
Eserleri gibi belki de yoktur.
İslâm dini için çok yazdı, çizdi.
Onun yazıları derya, denizdi.

Tarihi İncele bak yavaş yavaş,
Güzelsu'da vardır yazılı bir taş.
Sultan Abdül Mecid hediye etmiş
Medrese kapısına konulsun demiş.

Danıştayda üye vardır oradan,
Millet vekili de oldu bir zaman.
80 Öğretmen de yetişti orda.
Hepsi feyz ve ışık saçıyor yurda.

Halkı kültürlüdür hem de vefalı,
Yaz gelince orası çok sefalı,
Yemyeşil bahçeler, yeşil ormanlar
Orayı bir gören bir daha arar.


M.SABRİ ALDEMİR
ÖĞRETMEN

Not:Şiir Aksekililer Dergisinin 1969 yılı 22.sayısında yayınlanmıştır

Çare Bulalım
Bir tane taş ile örülmez duvar,
iki elin daha güçlü sesi var.
Güzelsu'yu seven bütün insanlar,
Haydi hep beraber çare bulalım.

Gel arkadaş sen kendini aratma,
Bu güzel köyüne karşıdan bakma.
Köyde kalanları yalnız bırakma,
Elele verelim çare bulalım.

Her zaman herkesin yüzleri gülsün,
Köye uğrayanlar bir rahat görsün,
insanlar huzurlu bir ömür sürsün,
Birlikte olalım çare bulalım.

Orada insanlar yokluk görmesin,
Her insan oraya severek gelsin.
Bir gelen bir daha gelsin,
Konuşa konuşa çare bulalım.

Karşıdan bakmayın haydi kardeşler,
Yürümek bir tane adımla başlar.
Bizleri bekliyor o dağlar, taşlar,
Gidelim görelim çare bulalım.

Ne çilesi olsun, ne de piresi,
Ne acısı olsun, ne de yaresi.
Her şeyin elbette vardır çaresi
Çare arayalım, çare bulalım.

Şifadır orda dağlar, dereler,
Virane olmasın o güzel köyler.
Haydi Güzelsu'yu candan sevenler,
Vakit kaybetmeden çare bulalım.

Güzelsu bizlerden bekliyor hizmet,
Gülümseyin herkes, dolsun bereket.
Köyümüz kalkınsın, olsun bir cennet,
Haydi hep beraber çare bulalım.

M. Sabri ALDEMİR

Güzelsu'da Bin Yıl
Bir bahar günü mayısta
Yeşilleri giymişken doğa
Tan ağarırken Akdağ’dan
Gedefeden bir baksam

Bir yaz günü ağustosta
Parkında üşüyene
Versem hırkamı
Ben oynasam

Sonbaharda uluçınar
Olukların bekçisi
Sen hazırlanırken kışa
Ben dalında sallansam

Bir kış günü goca gatıran
Bin yılı aşkın yaşayan
Tanıdım… işte o… desen yaklaşan
Mutluluktan ağlasam

Nihat ALDEMİR
12.02.2005 – 00:30
zengile.com'dan alınmıştır

Güzelsu
Torosların o yalçın bağrında
Görülmeye değerdir Güzelsu
Yazında, kışında, baharında
Hakikaten güzeldir Güzelsu

Pınarları şarıl şarıl akan,
Dağında taşında kekik kokan,
Yamaçlardan Akdeniz bakan
Gezilecek bir yerdir Güzelsu

Kayalarında keklik ötüşen,
Su yolunda kızları gülüşen,
İçindeki her şeyi ile şen
Yalancı bir cennettir Güzelsu

Ahmet Cilisan(özgeçmişi)
Akseki Dergisi Yıl:1 Sayı: 7 Ocak 1968


Özledim Seni
Yine çocukluğum geldi hayalime
Köyümün tarhana aşını özledim
Dediler kar yağmış İmrasan beline
Ağaran dağını, taşını özledim

Enginlere sulu karı sepelerken,
Boyumdan büyük kardan adam yaparken,
Gelen kartopundan korkup da kaçarken,
Dallarda ötüşen kuşunu özledim.

Taşına toprağına bereket veren,
Ekinlerin üstüne yorgan seren
İlkbahar mevsimi gelince derleyen,
Sağlıklı … Neşeli … Kışını özledim.

Ahmet Cilisan(özgeçmişi)
Akseki Dergisi Yıl:2 Sayı: 20 Şubat1969


Gurbetten Sılaya
Verin benim Gam Kederli defterim
Deli gönüldür bu yazasım geldi
Nerde benim bağ bahçeli evlerim
Yollanıp sılayı gezesim geldi

Akşam bir gariplik bağrıma çöker
Uzanıp çardağa yatasım geldi
Gurbetin acısı belimi büker
Kendimi sılaya atasım geldi

Ah bu gurbet neden böyle söyletir
Dertliye derdimi dökesim geldi
Durmaz çeşmim yaşı akar ağlatır
Hemen sıla yolun tutasım geldi

Zalim gurbet beni mahrum eyledin
Dostu akrabayı göresim geldi
Kurdun kemendini yolum bağladın
Koyver felek sılama gidesim geldi

Özlenecek bir değer var sılamda
Pekmeze ayvayı atasım geldi
Burcu burcu kokan ormanlarında
Kapanda kekliği tutasım geldi

Yazar Dursun böyle hem ta eskiden
Ne yapalım gönül hevese geldi
Yolum geçer elbet hem Aksekiden
Ordan Güzelsuyu göresim geldi

Dursun Öner
Akseki Dergisi Yıl:3 Sayı: 29 Kasım 1969


Güzelsu'ya Gidelim
Gine gönlüm sıla diye tutuştu,
Gel bilader gayrı köye gidelim
Ağaçlarda cırlavıklar ötüştü
Gel bilader gayrı köye gidelim

Dağlar çiçek menekşeler bürünür
Bahçesinde lahanalar dürülür
Ağustosta harmanları sürülür
Harman kalksın bilader bağa gidelim.

Bağlarında türlü meyva yetişir
Merasında sürüleri otlaşır
Dağlarında keklikleri ötüşür
Al tüfeğin bilader ava gidelim.

Çatal oluk yukarı çıksam dağlara
Ulaşsam o güzel şirin yaylaya
Öğle oldu ağılda bak koyunlara
Al helkeni bilader sağa gidelim.

Çok güzeldir köyümüzün düğünü
Hele o cezayer yekte oyunu
Seki çukurunda alay yerini
Gel bilader bizde göre gidelim.

Arzu eder Dursun böyle köyünü
Gel bilader gayrı köye gidelim
Met eder her yerde güzel suyunu
Al testini bilader suya gidelim.

Dursun Öner
Zengile.com


Akseki Güzelsu
Akıllar durduran bir memleketsin
Kıymetini bilen bilir Aksekim
Seni tanır yedi iklim dört bucak
Ermişler yatağı güzel Aksekim
Keder yok tasa yok gamda ne gezer
İsmini ananlar bilir Aksekim

Güzeldir ismin dillerde kalsın
Üstüne üstünlük zannetmem olsun
Zalim yok Alim var hep öyle kalsın
Evliyalar yatağı canım Güzelsu
Latife değil hakikattır bu

Sevinir öğünürüm senin isminle
Uğurludur toprağın taşın Güzelsu

Dursun Öner
Akseki Dergisi Özel Sayı, 1971


Aşkımın Dört Gözdesi
[Cevizli – İbradı – Geriş – Güzelsu]
Aşıkım, dört güzel aklımı çaldı,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.
Şu gurbet yolları gözümden aldı,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Ne çare gurbette sizden uzağım,
Fakat sevginizi tutan tuzağım,
Düşündüklerimi hep yazacağım,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Diz çöküp öpeyim toprağınızı,
Kuzular oynaşan otlağınızı,
Koklayım yeşeren yaprağınızı,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Güzellikten yana ne varsa sizde,
Kartallar Toros’ta, yuvası öz’de,
Namınız Akdeniz, Karadeniz’de,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Kekik, yavşan, menevişler tütünce,
Yücelerde taş kekliği sekince,
Cennet olur namesi dökünce,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Her iyi nasibi sizsiniz alan,
İnsanların merttir, söylemez yalan,
İçimize her an hasreti dolan,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Nice değerleri yurda salmışsın,
Benliğe sadık yaran bulmuşsun,
Her geçen yolcuya mekan olmuşsun,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Karlı dağlar çevrenizi donatmış,
Kadir Mevlam bilmem nasıl yaratmış?
Arifan, Dervişan ilme kol atmış,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Gurbete salmışsın eşi ve dostu,
Felek bile bile eylemiş kastı,
Şu koca dünyaya sermişsin postu,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Süfehasın; ilmin dillere destan,
Ebedi kesilmez selamın dosttan,
Dört mevsimde şairlere gülistan,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

ŞEMSİ’yim, ruhumda vatan aşkı var,
Çok şükür her yerde selamı duyar,
Dört telli saz ile, dört şarkısı var,
Cevizlim, İbradı, Geriş, Güzelsu.

Öğretmen Şemsettin Güven
Akseki Dergisi Yıl:3 Sayı: 30 Aralık 1969


AKSEKİ’NİN KÖYLERİ
İbradı
Tarihleri arayın
Satır satır tarayın
Her makamda memuru
Yine bende arayın

Ormana
Aksekiye canım ben
Bir damarda kanım ben
Kuru yemiş satarım
Şerefli tüccarım ben

Akşahap
Kuru yapı yaparım
Betonarme satarım
Kızına villa yapar
Babasına satarım

Güzelsu
Yükseklerden bakarım
Güle caka satarım
Akseki sayesinde
Çoktur benim vak’arım

Geriş
Yandım yine güzelim
Gelin biraz gezelim
Sizlere neşe verir
İnanınız evlerim

Karakışla
Toroslarda tahtım var
Akar suda ahdım var
Niyetim doğru benim
Ticarette bahtım var

Büyükilvat
Kalmadı yaran Bende
Kalanlar kaldı derde
Bir zamanlar şehirdim
Eski günlerim nerde

Cevizli
Toroslarda tanırlar
Güzelliğimle beni
Kimselerden sakınmam
Selamımı sevgimi

Dutluca
Aksekinin gözüyüm
Dutlarım siyah olur
İtikada devayım
Arayan şifa bulur

Çimi
Balım, peynirim yenir
Neslimi alem bilir
Her tarafta hazırım
Bana çimili denir

Gödene
Güzelliğim çok benim
Başka derdim yok benim
Sebzem, meyvem meşhurdur
Gözüm, gönlüm tok benim

Erenyaka
Çok hemşerim tanımaz
Yolum ile evimi
Bilmezlerse ayıptır
Bal gibi incirimi

Kuyucak
Dağların efesiyim
Yiğitlerin sesiyim
Kamyoncu oldum şimdi
Yolların gözdesiyim

Alavada
Odun keser satarım
Bazan kafa tutarım
Bana çatan olursa
Alavada (dayak) atarım

Kepez
Dağdan kekik yolarım
Boldur benim soğanım
Bir damla kokusuyla
Piyasaya satarım

Cendeve
İki dağın arası
Çamların çırası
Tahınım akar benim
Geçmez onun sırası

Taşlıca
Sarı sarı kavunlar
Koku verir ovaya
Kavun, karpuz kabuğu
Sığmaz olur kovaya

Çaltılıçukur
Benim de derdim dolu
Fakat kalmadı sazım
Sakın haaa … unutmayın
Bak gibidir kirazım

Zilan
Sular çağlar taşımdan
Bülbül gitmez başımdan
Artık ben de kurtuldum
Şu pise savaşından

Bademli
Elde balta gezerim
Ben dağlara aşığım
Mevlana ismi ile
Meşhur benim kaşığım

Çukurköy
Küçük Zonguldak derler
Şimdi benim adıma
Zengin kömürlerimle
Erecem muradıma

Hüsamettin
Küçücük bir köyüm ben,
Fazla meşhur değilim.
Akseki kaderinde
Ben de çok şey bilirim.

Salihler
Uzun bağ mandalları
Üzüm dolu dalları,
Pise kokusu sardı
Baştanbaşa yolları

Değirmenlik
Yavaş yavaş çıkıyor
Amasyanın elması
Bende vardı kavakla
Madenin alası

Yarpuz
Deve gitti yayladan
Oymuş bizi oynadan
Olduk saat tüccarı
Düşünürmüş Yaradan

Süleymaniye
Bademlerle doluyum
Aksekinin koluyum
Konya, şehir hattında
Kervanların yoluyum

Susuzşahap
Akdağın dibindeyim
Kararımca bağcıyım
İstanbul diyarında
Ehliyetli yağcıyım

Sinanhoca
Bütün mevsim kavrulur
Ocaklarda fıstığım
Sofralarda eksilmez
Yine benim dostluğum

Öğretmen Şemsettin Güven
Akseki Dergisi Yıl:2 Sayı: 14 Ağustos 1968

 
 
Favorilerime ekle | Giriş Sayfası Yap | Site Haritası | Site İlkeleri