[ Web Mail ]
Güzelsu
Beni Hatırla
» Yeni Kullanıcı Kaydı
» Şifremi Unuttum
0 üye, 0 ziyaretçi bağlı durumda

KUTSAL ÇİÇEK - Kardelen

Gönderen: Sibel Ersoy @ 2009-02-21 13:29:43

İbrahim Ekmekçi hocamızın Akdeniz Söz gazetesindeki yazısı...

KUTSAL ÇİÇEK… (Yarım Asrın Ardından)  Ekmekci-14.02.2009 (02)

İncil’i, Tevrat’ı okuyamadım. Ancak, bir japon çizgi filminden izlemiştim. Çiçeklerin öyküsünü anlatıyordu.

Orada anlattığına göre;’’ Kutsal kitaplar,kardelenden şöyle söz eder,’’ diyor. Ve konuyu Adem ile Havva’ya getiriyordu.

‘’Adem ile Havva’nın Cennetten kovularak, dünyaya gönderildiğinde, mevsim kış idi. Giysileri olmayan çift, bu soğuk ortamda, uzun süre yaşayamayacaklarını anlayıp, yaşama umudunu yitirmişlerdi ki; yerdeki kar’ı delerek çıkan, Kardelen çiçeğini gördüler. Baharın yaklaşmakta olduğunu anlayarak, yaşama umudu buldular. İnsanoğlu varoluşunu, baharın müjdecisi, bu çiçeğe borçludur,’’ diyordu…

Yöremizin çiçeği Kardelen ile ilgili olduğu için, bu kutsal öyküden çok hoşlandım. Ve, bilim adamlarının, Akseki’mizi ‘’Kardelen’in anavatanı’’ olarak tanıttıklarına göre, o zamanın koşullarında, kovuldukları yerden pek fazla uzaklaşamayacakları varsayımına dayanarak; ‘’Acaba cennet yakınımızda mı?’’ sorusu ile, bir fantezi üretmekten, kendimi alamadım.

Kardeleni yerinde görmek, incelemek için yöreye gelenlere de, bu soruyu yöneltmekten çekinmedim. Dinleyenlerden birisi, ‘’Cenneti niye uzaklarda arıyorsun. Buradan güzel, cennet mi olur? ‘’diye konuşması, çok daha fazla hoşuma gitti…

‘’Bana bir yeryüzü cenneti bulun.’’ Buyruğunu veren Kral Attalos’a, Antalya’yı  önerenler ile, yöremizi cennet kadar güzel bulanların söylemlerinin örtüşmesi de, yöre insanını onurlandıran bir sonuç olsa gerek.

Bu güzel yurdun ve yurt köşesinin sakinleri ve yurttaşları olarak, duygusallığı bir yana bırakarak, kış aylarında açan, boynu bükük, boynu kıldan ince, yalnız ve mahsun çiçeğin yok olmak üzere olduğu söylemleri, her duyarlı insan gibi, beni de tedirgin etmekteydi. Bu endişeyi, en çok duyan ve kamuoyuna da taşıyan, Burdur’lu Gazeteci Bülent Ecevit olmuştur.

O zamanlar, Cumhuriyet Gazetesi’nde görevli olan, Ecevit, yöre halkı ile, Kardelen  konusunda  herkesle yaptığı, yalın ve gerçekçi röportajlarla, çiçeği gündemde tutmayı başardı. Bizler de, gazeteci arkadaşımıza yardımcı olmaya çalıştık; O’nu örnek aldık.

Kardelen, artık devletin haberi olmadan yurt dışına gönderilemiyor, ihracatı kontrol altına alınmıştı. Ancak, soğanı söken göçerlere, yakın köylülere daha çok para getiriyordu. Bu yöntem de, daha çok çiçek soğanı sökülmesini özendiriyordu.Son gelişmeler, doğayı ve çevreyi sevenleri tedirgin etmekteydi.

Aynı düşünce ve inanışı taşıyan kişilerin, yollarının bir gün kesişeceği gerçeği ile, Türk Tabiatını Koruma Derneği Antalya Şubesi Başkanı  Tuncay NEYİŞÇİ ile bu endişemi paylaşmıştım. O zamanlar, Bölge Müdürlüğünde, Orman Yüksek Mühendisi olan, Neyişli, zamanımızda, Akdeniz Üniversitesi’nde, Prof. ünvanıyla çevre duyarlılığını sürdürmektedir.

1961 yılı idi;  Neyişçi bana, bir ‘’Kardelen Festivali’’ düzenlemeyi önerdi. Akseki Kaymakamlığına vekalet eden,Yazı İşleri Müdürü Mehmet SOYLU, konuyu olumlu buldu. İlçe Belediyesi, imkanlarının kısıtlı olduğu bahanesi ile destek olamayınca, Kaymakamlıkça, Akseki Eğitim Derneği Genel Başkanı Rahmetl Ömer DURUK arandı. ‘’Yörük çadırına gidilse, konuklara bir ayran ikram edilir. Gelen konukları ağırlayın. Gider faturasını bana gönderin.’’ Diyen, Duruk’un desteği alındı...Festival, proğramı, Cuma günü,

Antalya Özel İdare Salonunda, konuşmacılar Prof. Tuna EKİM, Prof.Mehmet ÇOBAN ve diğer uzmanların konuşmaları ile başladı. Cumartesi ve Pazar günleri, Akseki’de,Aldürbe Yaylasında Kardelen üzerine konuşuldu. Konuya ilgi gösteren öğrenciler yarıştı. Başarılı bulunanlar ödüllendirildi…

---Ancak, ‘’Kardelen’i bekleyen gelecek nedir?’’ En önemlisi de, bu soru değil mi?

Bu sorunun yanıtını ‘’Karaca’ya sormak’’ daha uygun olmaz mı?  Yarın buluşmak üzere…Saygılarımla…

 
 
Favorilerime ekle | Giriş Sayfası Yap | Site Haritası | Site İlkeleri